«

»

Apr 03

Paylaşmak Güzeldir Diyoruz. Peki Gerçekten Paylaşıyor muyuz?

sharing1Geçtiğimiz hafta sonu çok güzel bir konferans gerçekleşti. Konferans uluslararası bir program çerçevesinde eğitim sunan okul öğretmen ve yöneticilerinin paylaşımda bulunması hedefiyle gerçekleştirilmiş bir organizasyondu.

Bizim öğretmenlerimiz de özenle hazırladıkları sunumları paylaştılar bu konferansta. Organizasyonu yapan okul, konuşmacılara konferans sonrasında bir e-posta gönderdi ve sunumlarını etkinliğin web sitesinde paylaşmak istediklerini ifade etti. Bu e-postaya gelen cevaplar benim bu yazıyı yazma nedenim aslında. Bu cevapları gördüğümde gözlerime inanamadım. Pek çok eğitimci sunumlarının paylaşılmasını kesinlikle istemediklerini ifade ediyordu verdikleri cevapta. Bunu istememelerinin nedeni sunumlarının içinde öğrencilerin bulunduğu resim, video gibi dosyaların olması olabilir, bu anlaşılır bir şey, ama pek tabii ki bu dosyaları çıkararak sunumu paylaşıma sunmak da mümkün.

Bu noktada şunu sormak istiyorum: Eğitimciler paylaşmazsa nasıl gelişirler? Eğitimciler paylaşmazsa eğitim sistemimiz nasıl gelişir?

2008-2009 yıllarından itibaren sosyal ağların ülkemizde eğitimciler tarafından aktif olarak kullanıldığını görüyoruz. Sosyal ağların mesleğimize getirdiği en büyük artı paylaşım kültürünü geliştirmesi ve eğitimcilerin yaptıkları paylaşımların artık öğretmenler odasının duvarlarıyla sınırlı olmaması. Ancak görünen o ki, paylaşımın önemi bazı eğitimciler tarafından ne yazık ki içselleştirilemiyor. Belki de bazı noktalarda kurumların rekabet duyguları ağır basıyor ve eğitimciler bu nedenle isteseler de başka kurumlarda çalışan meslektaşlarıyla paylaşım yapamıyorlar. Halbuki eğitim yöneticilerinin de bu konuya geniş bir vizyonla bakarak yapılan paylaşımları eğitim sektörüne ve ülkemizin gelişimine katkı olarak algılaması gerekmektedir. Pratikte, bir kurumda yapılan bir uygulamayı başka bir kurumun örnek alıp kendi eğitim ortamına taşıması örnek alınan kuruma ne öğrenci ne de itibar kaybettirir, aksine onu yüceltir, öncü konumuna getirir.

Netice itibariyle bahsettiğim türde konferanslarda sunum yapmak tabii ki bir paylaşımdır, katılımcılar konuşmacının yaptıklarından esinlenebilir ve kendi eğitim ortamlarına adapte etmek ya da o uygulamalardan yola çıkarak başka fikirler üretmek isteyebilirler. Bu yüzden de sunum sonrasında başvuracakları yazılı bir dokümana ihtiyaç duyabilirler. Bu paylaşım gerçekleşmeyince de aslında konferansta yapılan sunum gerçek amacına ulaşmamış olur.

Paylaşımın önemine inanan ve bildiğim her şeyi paylaştıkça mutlu olan bir eğitimci olarak bu sunumların ya da eğer slaytlar paylaşılamıyorsa sunum notlarının paylaşılmamasını çok yadırgadım. Ayrıca bir eğitim yöneticisi olarak okulumdan bu konferansta sunum yapan tüm arkadaşlarımın bu paylaşımı hali hazırda yapmış olmaları beni çok gururlandırdı. Bu yazıyla amacım hiç kimseyi yargılamak değil, o konuşmacıların bu paylaşımı yapmamasının nedeni hiç tahmin etmediğimiz faktörler de olabilir, onu bilemem. Ancak genelde, eğitim sektöründe sürekli paylaşımdan bahsedip, pratikte bir ‘paylaşamama’, ‘kendine saklamak isteme’ hali gözlemlediğim için bu yazıyı yazmak istedim. Tabii bu arada öğrencilerimize paylaşmanın güzelliğinden bahseden, onları paylaşıma teşvik eden bizler, eğer bundan kaçarsak ortaya çok ironik bir tablo çıkıyor, öyle değil mi?

Lafı fazla uzatmadan Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözüyle bitirmek istiyorum…

-Bir mum, diğerini tutuşturmakla ışığından birey kaybetmez.

Bol paylaşımlı günler dileklerimle.

1 comment

  1. Ozlem Ozel

    Tebrikler Burcu Hocam. Keyifle takip ediyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>